Belveder: Sanat, Işık ve Fısıtılarla Örülü bir Istanbul Apartmanı
Defalarca yollarını arşınladığım Teşvikiye’ye yıllar sonra döndüğümde çok sevdiğim mimari bir üslup olan art-nouveau yapısıyla dikkatimi çeken bu zarif binanın hem mimarlık, hem Türk siyaseti hem de günümüz popular kültüründeki yeriyle alakalı, doğrusu pek bir bilgim yoktu. Salt güzelliğiydi beni o gün durduran.
Türk Modernizmi’ni araştıran herkes için Teşvikiye tam bir açık hava müzesi gibidir.
19-20. yüzyıllarda devlet yönetiminin Dolmabahçe Sarayı’na taşınması ile birlikte yapılaşmaya açılan Teşvikiye’ye devlet erkanı, yüksek rütbeli ordu mensupları, Saray’a yakın semt olarak Teşvikiye ve Nişantaşı’nı mesken tutunca, İstanbul’un elit kesimi de yavaş yavaş Pera’dan Teşvikiye-Nişantaşı-Maçka eksenine kayar. Hatta devlet görevlilerinin buraya yerleşmesinin bizzat Padişah Abdülmecit tarafından teşvik edilmesi nedeniyle semtin adıının “Teşvikiye” olduğu söylenir.
Belveder Apartmanı, 20. yüzyılın başında Teşvikiye’nin “modern apartman” anlayışını temsil eden önemli yapılardan biri. Bazı kaynaklarda İspilandit (Splendid’in Türkçeleştirilmişi diyelim) ve Modern Apartmanı ile birlikte Teşvikiye Caddesi’nin “göz alıcı” ve “tarihi apartman” üçlüsünü oluşturduğu ifade ediliyor. Teşvikiye–Nişantaşı çizgisinin o zarif karakterine katkı yapan bir yapı. Üstelik kültür envanterine de kayıtlı; yani şehrin hafızasında özel bir yeri var.
Pervitich Haritası’nda yerinde bahçe içinde ahşap bir konak olduğu görülen Belveder apartmanı, Türkiye’nin değerli mimarlarından Doğan Tekeli ve Sami Sisa (Tekeli-Sisa Mimarlık Ortaklığı’nın kurucuları) tarafından 1930 yıllarda inşa ediliyor.
Yapıldığı üslubun sade bir formunu taşıyan ağırbaşlı havasıyla; şehrin eski zamanlarını hatırlatan o gizemli enerjisi hemen hissediliyor.
Sadece Viyana’daki ünlü saraydan ( ve çok sevdiğim bir Viyanalı gofret markasından Mannerciğim sen beni nasıl mutlu edeceğini biliyorsun😊) bildiğim “Belvedere” ismini bu apartmanda görmek, merakımı daha da arttırıyor. Kapının üstündeki kabartma plakada HFB (veya HEB) baş harflerini okuyorum. “B. Belvedere soyadı olsa gerek” diyerek ve “Ne çok şey görmüş, ne çok hikâyeyi duvarlarına saklamıştır kim bilir?” diye düşünürken bir fotoğraf alıyorum örnek olması için.
Viyana’ya gittiyseniz mutlaka bilirsiniz. Şehrin kültürel sembollerinden biri ve Barok mimarinin en güzel örneklerinden meşhur Belvedere Sarayı buradadır.
Her ne kadar Belveder adı ilk etapta bu sarayı ve çok sevdiğim Belveder gofretlerini 😊 aklıma getirse de, apartmanın giriş kapısının üzerindeki kabartma HFB harflerine, “Apartmanın banisi olan şahsın soyismidir herhalde diyerek” B’nin Belveder’in kısaltması olduğu çıkarımını yapıyorum.
Sonradan araştırırken apartmanın adının o zamanların gözde şehirlerinden Viyana’nın işte bu ünlü sarayından geldiğini; Belveder’i daha da ilginç kılanın ise, zamanla etrafında birikmiş "küçük efsaneler" olduğunu öğreniyorum.
Make Your Reservation via Booking.com
Belveder apartmanı vaktiyle Teşvikiye’nin en “yüksek profilli” adreslerinden.
Kimlerin gelip geçtiğine dair kesin bir liste yok ama “seçkin aileler, sanatçılar, gazeteciler” ” gibi birçok isim grubu hep anılıyor Belveder denildiği zaman. Bina dışarıdan sakin görünse de bir dönem kapısından girip çıkanların pek sessiz olmadığı da söylenenler arasında.
Ve tabii Teşvikiye’de yıllardır fısıltıyla aktarılan o meşhur aşk söylentisi…
Belveder, bir dönem Adnan Menderes ile Suzan Sözen’in buluşma noktalarından biri olarak ünlenmiş. (Adnan Menderes o zamanlar Türkiye'nin başbakanı; Suzan Sözen ise şair/yazar ve Türkiye'nin ilk erotik eserlerinin öncüsü)
Kimisi “Belveder Palas” diye yazar, kimisi “apartmanın önünde siyah arabaların beklediğini” anlatır.
Suzan Sözen, 1950’ler ve 60’ların İstanbul entelektüel çevrelerinde hem romanlarıyla hem de çarpıcı varlığıyla dikkat çeken bir yazardı. Eski bakan, yazar ve Hatırla Sevgili dizisine anışmanlık yapmış olan Yılmaz Karakoyunlu, kendisiyle yapılan röportajda, duygusallığı, zarafeti ve kendine özgü cazibesiyle dönemin edebiyat ve siyaset dünyasında iz bırakan Sözen’den şöyle bahsediyor:
“Lacivert gözlü bir kadındı. Bir kere Maçka’da gördüm. Bir haziran günü güneşin en yoğun olduğu saatte gökyüzü ne kadar maviyse gözleri o kadar mavileşiyor, gece bastığı zaman ne kadar lacivert olursa o kadar lacivert oluyordu. Çok güzeldi. Hafif göğüs çatalı göstermeye meraklıydı. Seksi görünen bir kadın havasından çok, sakin görünen bir şehvet fırtınasıydı. Çok güzel omuzları vardı. Dorothy Lamour’a benzerdi...”*” *
(*Bu betimleme, Karakoyunlu’nun Buket Aşçı ile olan röportajında geçiyor. Gerçekten de benzerliğinden dolayı Suzan Sözen Dorothy Lamour olarak ünlenmiş o zamanlar. Fakat bazı yerlerde betimlemenin orijinalinin o dönemlerde yaşamış Orhan Veli’ye ait olduğunu söyleyen atıflar var.)
Adnan Menderes, 1950–1960 yılları arasında Türkiye Başbakanı olarak görev yapmış, ülkeyi hızlı modernleşme ve büyük siyasi değişimler sürecinde yönlendirmiştir. Orta-sağcı, liberal-muhafazakar bir lider olan Menderes, ekonomik serbestleşmeyi ve özel girişimciliği teşvik etmiştir. İdeolojik olarak, Batı tarzı modernleşmeyi geleneksel Türk-İslami değerlerle harmanlamayı amaçlamış, kırsal nüfus ve yükselen orta sınıfa hitap etmiştir. Menderes, hâlen önemli ancak tartışmalı bir figür olarak anılmakta; özellikle son yıllarında artan otoriter uygulamalar, basın kısıtlamaları ve muhalefetin sesini kısmakla eleştirilmiştir. (Siyasi yolculuğu, 1960’taki darbe ile son bulmuş ve hükümeti devrilmiştir. Menderes, diğer Demokrat Parti liderleriyle birlikte, Yassıada’da, yetkiyi kötüye kullanma, anayasa ihlalleri ve yolsuzluk dahil olmak üzere çeşitli suçlamalarla tutuklanmış ve yargılanmıştır.)
Söylenene göre artı bu ziyaretler o kadar sık bir hal alır ki taraflar arasında gizli bir iletişim yöntemi bile kurulur: Apartmanın arka balkon çamaşır ipi.
Beyaz külot “evde kimse yok, gelebilirsin.” demekti
Sarı:: “Az sabret, birazdan tehlike geçecek.”
Yeşil:: “Kapı açık, bekleniyorsunuz.”
Kırmızı tehlike işaretiydi:: Suzan Hanım’ın eşi evdeydi. Kendisinin bu ilişkinin gayet farkında olduğu fakat makamından olmamak için ses çıkarmadığı söylenir.
Bazıları ise Belveder’in geceleri daha da ilginç bir atmosfere büründüğünü söyler—buluşmalar, fısıltılar, zamanın küçük skandalları…
Menderes’in 1960 ihtilali öncesinde içi çanta dolu bir parayı Sözen’e gönderdiği, Sözen’in, kimine göre evde olmamasından, kimine göre ise korkup parayı almamasından, kimine göre ise Sözen’e vermediği için çantanın apartmanın kapıcısında kaldığı; bu sayede kendisinin bugünün bilinir iş insanlarından birine dönüştüğü de yine söylentilerden biri.
Tabii bunların çoğu tam bir “mahalle efsanesi”
Ama güzel olan da bu ya zaten:
Her bina betonla değil, biraz da hikâyelerle ayakta durur. Ona hayat veren içindeki yaşanmışlıktır. (Nitekim terk edilen yapılardaki bozulmanın bir sebebi zamansa, diğeri de içindeki nefesin artık olmayışıdır.)
İlginç bilgi: Cesur ve Güzel, Ufak Tefek Cinayetler ve İstanbullu Gelin gibi birçok yapım için çekim mekanı olarak kullanılan Belveder'in popülerliği günümüzde de devam ediyor gibi görünüyor.
İşte Belveder Apartmanı da tam olarak böyle bir yer.
Bir ayağı tarihî gerçekte, diğer ayağı koca bir İstanbul romantizminin içinde. Tarihi bilgilerle efsanelerin yan yana yürüdüğü, şehirdeki her köşenin aslında bir hikâye anlattığını hatırlatan zarif bir hatıra mekânı.
Belveder’in önünden geçerken siz de küçük bir selam verin. Belki duvarlarının sakladığı hikâyelerden biri size göz kırpar.
İstanbul'da Yerinizi Ayırtın
From Orphanage to Being The First Female Combat Pilot of The World: The Legacy of Sabiha Gökçen
With their magnificent views, yummy food, and cosy atmospheres, the best 10 places to have a delighting coffee break in Istanbul. Find out here.
The Journey of Turkish Coffee: How Turkish Coffee Culture Shaped Today’s Coffeehouses
With their magnificent views, yummy food, and cosy atmospheres, the best 10 places to have a delighting coffee break in Istanbul. Find out here.
Belveder: An Istanbul Apartment Built of Stone, Light and Rumour
Discover Teşvikiye’s Belveder Apartment — a hidden architectural gem in Istanbul known for its history, Art Nouveau touches, and the stories that shape the neighborhood’s character.
Sümela Monastery : How Is That Even Possible?
Perched dramatically on a sheer cliff face in Trabzon, Sümela Monastery mesmerizes every visitor at their first sight. Everything you need to know about this breat-taking structure is in this guide.