Portekiz'de Karanfil Devrimi
Ülkenin Başından Mutfağa "Düşen" Diktatör,
Korkusuz General ve Devrim'in Etkileyici Hikâyesi
Bölüm - 3
Karanfil Devrimi Başlıyor
Birinci ve İkinci Bölümlerden hatırlayacağınız üzere, Portekiz, 1933’ten beri diktatörlüğün sıkı idaresi altındadır. Yaşanılan haksızlığa dur demek gerektiğine inanan “Korkusuz General” canı pahasına mücadeleye koyulur.
Ve halkın kalplerinde bağımsızlık ateşinin ilk fitilini ateşler.
Salazar, 1968’de inme geçirir.
Onun yerine başbakan olarak Marcelo Caetano geçer. Caetano, Salazar’a nispeten daha serbest bir tavır içerisindedir ve birtakım reformlar yapar. Basın sansürünü kaldırır, siyasi açıdan daha hoşgörülü bir tutum sergiler.
Bu nedenle, hükûmet ve ordu içindeki tutucu kesimden büyük bir karşıtlık görür.
Ne var ki rejim, halkın güven ve desteğini çoktan kaybetmiştir bir kere.
Ve insanların kalplerindeki bağımsızlık ateşi, giderek büyümektedir…
♦♦♦
Bu dönemde Portekiz’in Mozambik, Kongo, Angola gibi bazı sömürgelerinde de bağımsızlık hareketi başlamıştır. Bu yüzden hükûmet, sömürge idaresi için epey bütçe harcamakta ve tepki çeken birtakım sert tedbirler almaktadır. Bu da ülkenin, dünyanın geri kalanınca dışlanmasına, yaptırımlarla karşılaşmasına ve giderek yalnızlaşmasına yol açar.
Sömürgelerde devam eden savaşa, halkın desteği de gittikçe azalır.
Halk artık sağ-sol şeklinde iyice kutuplaşmıştır. Savaş karşıtı olanlar ve sol görüşlü öğrenciler, yasa dışı yollardan Fransa, A.B.D. gibi ülkelere göç etmektedir.
Hükumet, silahlı kuvvetlerin desteğini de hızla kaybetmektedir.
Darbe Nasıl Başladı?
Son dönemde getirilen bir kanunla, akademi mezunu, eğitimli askerlerin yerine, toplama şekilde asker alınması, silahlı kuvvetler içindeki birçok komutanı rahatsız etmiştir.
Halk içerisinde olduğu kadar, ordu içerisinde de, sömürgelerde devam eden savaşın Portekiz’e olumsuz etkilerini, hükûmetin kararlarının ve getirilen yeni askeri yasaların doğuracağı olumsuz sonuçları göz önünde bulunduran askerler vardır.
Bunlardan biri olan General António de Spínola, bu görüşlerini paylaşmak adına “Portekiz ve Gelecek” adında bir kitap yazar. General, o sırada, Gine’deki Portekiz askeri birliğinin komutanlığını yürütmektedir. Yazdığı kitabın basılmasının hemen ardından hükûmet onu görevinden alır.
Bu sırada ordu içerisinde de, savaş karşıtı olan subaylar “Movimento das Forças Armadas” (“Silahlı Kuvvetler Hareketi” – MFA) adı altında devrimci bir organizasyon oluşturur.
Amaçları darbe yoluyla hükûmeti devirmektir.
Spínola’nın demokratik toplumsal ve askeri reformlarını destekleyen subaylar da bu harekete destek olmaya karar verir.
Böylece darbe planı uygulamaya konulur.
Darbenin iki gizli sinyali olacaktır:
İlki; Portekiz’in 1974 Eurovizyon şarkısı, ‘E Depois do Adeus’ (Vedadan Sonra)’dır ve 24 Nisan 1974 gece yarısı, radyodan yayımlanır. İşareti alan direniş askerleri darbeyi başlatmak üzere hazıra geçer.
Ertesi gün, yani 25 Nisan’da, ikinci sinyal olan, Zeca Afonso’nun “Grândola, Vila Morena” adlı şarkısı verilir radyodan. Bu da, ordu mensuplarının ülkedeki stratejik güç merkezlerini devralması için işaret vermektedir.
(Kaderin oyunu mu yoksa karma mı dersiniz bilmiyorum ancak hatırlarsanız, diktatörlük rejimine karşı savaş verirken öldürülen Korkusuz General’in cansız bedeni de 25 Nisan’da bulunmuştu. İkinci kısma BURADAN ulaşabilirsiniz.)
(Şans eseri, Coimbra sokaklarında gezerken başımı kaldırdığımda Zeca Afonso’nun bana bakan yüzüyle karşılaştım. Ancak bunu Coimbra bölümüne bırakacağım. Coimbra şehir rehberi ve seyahat notlarıma buradan ulaşabilirsiniz.)
Altı saat direnen hükûmet yenilgiyi kabul eder ve teslim olur.
Darbe komutanlarının radyolardan halka ısrarla “Sokağa çıkmayın!” talimatı vermesine rağmen binlerce insan, darbeye destek vermek üzere sokaklara dökülür. O gün satış yapmak üzere dükkanlarını açanlar, ekmek, peynir, dükkanlarında her ne satıyorlarsa sevinçle askerlere ikram ederler.
Aşağıdaki videoda devrimden gerçek kesitler bulabilirsiniz.
*** *** ***
Aynı gün, Celeste Caeiro, çalıştığı restorana gelir.
Restoran, açılışının birinci yılını kutlayacaktır ve bu yüzden o gün, restorana gelecek hanımlara verilmek üzere karanfiller; beylere ikram etmek üzere ise Porto şarabı alınmıştır.
Ancak darbe ilanı üzerine patronu kapıları kapatır ve “Haydi evine git. Karanfilleri de evine götürebilirsin. Bugün gereği kalmadı.” diyerek onu ve diğer çalışanları evlerine yollar.
Chiado’daki evine doğru yola çıkan Celeste, Carmo sokağını geçtikten sonra tankların ve devrimci askerlerin sokağa konuşlanmış olduğunu görür. Bir askere neler olup bittiğini sormak üzere duraklar. Asker durumu anlatır ve sonra bir sigara rica eder Celeste’den.
Celeste, “Sigaram yok ama çiçeklerim var.” der ve karanfilleri askere uzatır.
Asker karanfili alır, tüfeğinin namlusuna takar. Bu manzaraya şahit olan birçok insan, zaten mevsimi olduğu için karanfillerle dolu olan çiçek pazarından topladığı karanfilleri, askerlerin yakalarına, tüfek namlularına iliştirmeye başlar.
Sokaklar kırmızıya boyanmıştır, fakat kanla değil. Çiçeklerle…
Böylece devrimin adı “Karanfil Devrimi” olur. Celeste Caeiro ise, “Karanfillerin Celestesi” olarak tarihe geçer.
(Gerçekten de, Karanfil Devrimi’nde, olayların başında, karmaşa sırasına ölen 4 kişi hariç olmak üzere hiç kan dökülmemiştir. Bu nedenle “kansız devrim” olarak da bilinir.
(Mini not: Portekiz’e gittiğinizde kafanızı kaldırıp şöyle bir sokak-cadde tabelalarına bakın. Bir çoğunun silahlı kuvvetler, donanma ya da devrime atıfta bulunan isimler taşıdığını görürsünüz; Rua das Forças Armadas, Rua das Movimento das Forças Armadas, Rua 25 de Abril … gibi.)
Ah, sahi, “Salazar’a ne oldu peki?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
Siz nasıl bir sonu olacağını tahmin etmiştiniz bilmiyorum, ancak, öyle filmvari bir sonu yok bu hikayedeki diktatörün.
Estoril’deki yazlık ikametgahındayken, 1968’de kimilerine göre sandalyeden, kimilerine göre ise banyoda düşerek başına darbe alır. İlk etapta, geçirdiği kazayı önemsemeyen Salazar, günler sonra, birbirlerinden aralıklı olarak gerçekleşecek beyin kanamaları ile komaya girecektir.
Salazar’ın artık iyileşemeyeceğini düşünen Başkan Américo Tomás, Salazar’ı görevden alarak yerine yukarıda bahsettiğimiz Marcelo Caetano’yu atar.
Ancak Salazar hiç beklenmedik şekilde kendine gelir.
80’ine merdiven dayayan diktatöre, kimse, görevinden çoktan alındığını söylemeye cesaret edemez ve kendi aralarında Salazar’a karşı hala başbakanmış gibi davranırlar. Yani bayağı rol yaparlar. 🙂 (Tabii Salazar’ın zeki bir adam olduğunu unutmamak gerekir. Hizmetkârına göre Salazar, bilincinin açık olduğu anlarda, ölmeden bir ay önce, kendisine karşı oynanan tiyatronun farkına vardığını belirtmiş ve bu üzüntüsünü kendisiyle paylaşmıştır.)
Salazar, 27 Temmuz 1970’te, 81 yaşındayken hayata gözlerini yumar. Kendi isteği üzerine anne-babasının yattığı yerde kendisine çok sade bir mezarlık hazırlanarak oraya gömülür.
İşte böyle…
Portekiz’de neredeyse yarım asır süren diktatörlük devrinin böylece sonu gelmiş olur.
Bugün mutfakta bizim spatula olarak bildiğimiz şeye Portekizli şef dostlarım “Salazar, salazar” deyip duruyorlar ve her spatula deyişimde beni “Salazar yani” diye düzeltiyorlardı. Hikayesini öğrenene kadar anlam veremedim. Ancak sonrasında öğrendim ki, Salazar’ın ve yetkilerinin her şeyi silip süpürmesine/kazıyıp atmasına atfen, mutfakta kapların dibini kazımamıza yardımcı olan spatulanın ismini Portekizliler “Salazar” koymuş ve öyle de süregelmiş.
Bu da mağrur diktatörün prestiji açısından kaderin trajikomik bir cevabı olmuş diyebiliriz.
Hatta bugün dünyaca ünlü birçok eserde (Harry Potter ya da Karayip Korsanları gibi) kötü karakterlere verilen Salazar isminin de ilhamı olmuştur António de Oliveira Salazar.
25 Nisan Karanfil Devrimi, Portekizliler’i devrime götüren olaylar, devrimin kendisi, adı tarihe geçen şahıslar gibi pek çok açıdan etkileyici ve diğer ülkeler açısından da ders niteliğindedir. Devrim’in konusu açıldığında Portekizliler’in de bariz bir gururla konuştuklarını görürsünüz zaten.
Salazar ise, başta da belirttiğim gibi tartışmalı bir isim ve Salazar rejimi, rejimin insanlar üzerindeki kötü etkilerini görmezden gelemeyenler için bir diktatör tarafından yönetilen karanlık bir dönem. Diğer bir kesime göre ise, parça parça haldeki ülkeyi alıp ihya etmiş, birlik haline getirmiş, ülkesini gerçekten seven bir kişi ve bu yüzden kendisine saygı duyanlar da var.
Portekiz’e geldiğimden ve ilk duyduğum günden beri 25 Nisan olayları ile ilgili yazı yazmayı çok istedim. Ancak ufak bir merakla başladığım serüven öyle büyüdü ki, milli kütüphanede onca kitabı, sahafları, arşivleri didik didik etmem gerekti ve yazıyı toparlamak epeyce zaman aldı.
Umarım hazırlarken benim için olduğu kadar, okurken sizin için de sürükleyici olmuştur.
Neredeyse yarım asır süren Salazar rejimi ve öne çıkan isimleri hakkında sizler ne düşündünüz çok merak ediyorum.
Bana yorumlarınızı iletmeyi ve şayet bu hikayenin sizler gibi, daha fazla insana ulaşmasında fayda görürseniz paylaşmayı ihmal etmeyin.
Başka hikayelerde görüşmek üzere…
LISBON-CEPTION : Learn This Matryoshka Situation of Lisbon to Not Be Confused in Portugal
Did you know there were 3 Lisbons and 2 Portos in Portugal? Why? You may want to learn the difference to not get confused in Portugal. HERE >>>
Porto Ultimate Travel Guide
Porto, Portugal’s second-largest city, is a captivating blend of historic charm and modern vibrancy. Everything you need for an unforgettable Porto trip is here in this travel guide >>>
A Night at Ritz by Four Seasons Lisbon – Where Tradition and Timeless Elegance Meets Exquisite Hospitality
Witnessing the history for more than 60 decades in the heart of Lisbon, 10 minutes away from the historical city centre, a night spent at the Four Seasons Ritz Lisbon is an extraordinary and a refreshing experience. Let’s discover this iconic hotel of Lisbon.
José Franco Model Village: An Open Air Ethnographic Museum
In Sobreiro, a small town half an hour away from Mafra, there is a little village worthwhile a visit. A perfect weekend activity for kids and adults.
Yazinizi buyuk bir merakla okudum. Portekiz gezisi icin arastirma yaparken rastladim sayfaniza. Verdiginiz detayli bilgiler ve anekdotlar icin cok tesekkur ederim. Sayfaniz benim icin cok yararli oldu. Cok emek vermissiniz cok da guzel kotarmissiniz. Elinize saglik.
Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için . Faydasını gördüğünüze sevindim. Portekiz’e seyahat planlıyorsanız yine beklerim buraya o halde, çünkü gelecek daha çok rehber var Portekiz’le ilgili… Sevgiler