Yetimhaneden Dünya'nın İlk Kadın Savaş Pilotu Olmaya
Sabiha Gökçen'in Mirası
Her yıl 8 Mart, dünyada Kadınlar Günü olarak kutlanır. Bu gün, kadınların mücadelesini, emeğin kutlama ve tarihe bıraktığı izleri hatırlama günüdür.
Türkiye tarihinde de bu anlamı güçlü bir şekilde temsil eden nice isim var elbette. Ben bugün sadece Türkiye değil, dünyadaki tüm kız çocukları ve kadınlar için ilham niteliğinde olan, "Dünyanın İlk Kadın Savaş Pilotu" Sabiha Gökçen’i tercih ettim.
İki gün önce Güney Atlantik’i uçakla aşan iki Portekizli erkek pilotun hikayesini yazmıştım.
Ama bir yandan aklımda sürekli Sabiha Gökçen’in ismi çınlıyordu. Çünkü her ne kadar havacılık tarihine adını altın harflerle yazdıran nice kahraman ve nice ilham verici olay olsa da, benim için Sabiha Gökçen’in yeri ayrıydı.
Üstelik mart ayındaydık. Kadınlar Günü de yakındı, Gökçen'in doğum günü de.
O yüzden bu yıl 8 Mart’ı onunla anmak istedim.
Bazı hayatlar vardır; bir dönemin ruhunu taşır.
Bazı isimler vardır; yalnızca bir insanı değil, bir ideali temsil eder.
işte böyle bir isim Sabiha Gökçen.
Sadece başarılı bir pilot değil, aynı zamanda kadınların toplumda daha aktif rol almasının sembollerinden biri. Dünyanın herhangi bir yerindeki bir kız çocuğu için, kendisine çizilen sınırlar dışına çıkıp ezber bozabileceğinin en güzel örneklerinden biri.
Öksüz ve Yetim Bir Kız Çocuğunun Tarihe Geçen Başarısı
Sabiha Gökçen 1913 yılında Bursa'da doğdu.
Baba ve annesinin ölümünün ardından 1925 yılında Bursa'yı ziyaret eden Atatürk tarafından evlat edinilen Gökçen , Atatürk’ün manevi evlatlarından biri olarak büyüdü ve Türk Hava Kurumu’nun açtığı Türk Kuşu Sivil Havacılık Okulu'nda eğitim aldı. O dönemde havacılık dünyada yeni gelişen bir alan olmasının yanısıra, kadınların bu alanda yer alması oldukça nadirdi.
Ankara'da yüksek planörcülük brövelerini alan Gökçen, 7 erkek öğrenci ile birlikte Kırım Rusya'ya gönderildi ve orada yüksek planörcülük eğitimini tamamladı.
1936'da Eskişehir Askeri Hava Okulu'nda aldığı özel eğitimden sonra askeri pilot oldu ve “Dünyanın İlk Kadın Savaş Pilotu” olarak tarihe geçti.
Avcı ve bombardıman uçakları ile uçtu ve 1937 yılında Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nın da katıldığı bir törenle kendisine Türk Hava Kurumu Murassa (İftihar) Madalyası verildi. 30 Ağustos 1937'de askeri uçuş brövesi aldı.
Cumhuriyetin Vizyonu
Sabiha Gökçen’in hayatı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş idealleri ve modernleşme süreciyle yakından alakalıydı.
1923’te Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti, toplumun birçok alanında köklü reformlar gerçekleştirdi. Bu reformların önemli bir yönü de kadınların eğitimde, sosyal yaşamda ve meslek hayatında daha fazla yer almasını sağlamaktı..
Atatürk manevi kızlarını; sosyal, ekonomik ve siyasi yaşamdan soyutlanmış olan Türk kadınına örnek olarak yetiştirmek istiyordu.
Eski Türklerde kadın, erkekten daha arka planda değildi ve yaşamın her alanında erkeğin yanında yer alıyordu. Yani toplumda kadın ve erkek arasında eşitsizlik yoktu. Fakat bazı inanış kalıplarının dayatmasıyla, kadının toplumdaki yeri daha gerilere itilmişti. Ve yeni kurulacak Cumhuriyet, bu vaziyeti değiştirmeyi, kadına toplumdaki yerini geri kazandırmayı amaçlıyordu.
Nitekim hem öksüz hem yetim bir kız çocuğunun, erkek egemenliğindeki bir meslek dalında, örneği daha önce görülmemiş başarıyla adını tarihe yazdırması da Cumhuriyet’in sunduğu yeni fırsatların en dikkat çekici örneklerinden biri ve cumhuriyetin başarısının delili oldu.
Sabiha Gökçen’in havacılığa ilgi duyması kendi anlatımıyla şöyle gelişti:
Yıl 1934, … Atatürk her gece sofrasında bir dostuna, yakınına soyadı bulup veriyordu. O gece sıra bana gelmişti. Atatürk, ‘Söyle bakalım Sabiha, senin soyadın ne olsun’ dedi. Herkes yüzüme bakıyordu. ‘Siz ne emrederseniz o olsun efendim’ diye kekeledim, heyecanlanmıştım.
Aklımdan binbir şey geçiyordu ama bunların hiçbirini söylemeye cesaret edemedim. Atatürk bir süre düşündükten sonra, ‘Sana Atatürk kızı soyadını vermek isterdim ama’ dedi… Eline bir kâğıt alıp şunu yazdı: Gökçen. O geceden sonra Sabiha Gökçen oldum… Tabii o yıllarda ben henüz havacılığa başlamadığım gibi havacı olmayı da aklımdan geçirmemiştim. Bana Sabiha demiyorlar, Gökçen diyorlardı. Çok kimse bu soyadını havacılığa başladıktan sonra aldığımı düşünüyor. Oysa Ata’nın Gökçen soyadını bana vermesinden sonra göklerle buluşup havacılığa başladım.”
Bu, belki bir öngörü, belki küçük Sabiha’yı çok iyi gözlemlemiş olmasının bir sonucuydu. Belki de hayalleri kocaman, kendisi henüz küçük bir kız olan Sabiha’nın kalbine, bilerek ya da bilmeyerek bir havacılık tutkusu yerleştirmek istedi.
Gerçek nedenini muhtemelen hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ancak Atatürk’ün bilgi birikimi ve insanı anlama konusundaki derinliği düşünüldüğünde, çocukların hayallerini beslemenin ne kadar güçlü bir etki yaratabileceğinin farkında olması oldukça muhtemel.
(Dünya Kadınlar Günü kutlanırken övülen başka bir adam var mı, bilmiyorum. Ama bana göre yalnızca bu tür küçük gibi görünen dokunuşlar bile Cumhuriyet’in, kitaplarda anlatılandan çok daha derin bir anlayışı temsil ettiğini; Atatürk’ün liderliğinin ise alışılmış liderlik kalıplarından neden bu kadar farklı olduğunu gösteren anlamlı örneklerden biri bence.)
Cumhuriyet yalnızca kurumlar kurmak değil; insanların ufkunu genişletmek, özellikle de çocukların hayallerini büyütmek demekti. Sabiha Gökçen’in hikâyesi de tam olarak bu vizyonun bir yansımasıdır — ve de Cumhuriyetin bir kızın hayallerini gökyüzünün bile sınır olmadığı bir yere yüceltebileceğinin canlı bir delili.
Havacılıkta Engelleri Aşmak
1936 yılında Sabiha Gökçen askeri pilot olarak görev yapmaya başladığında, dünya hâlâ kadınların birçok alanda var olamayacağını düşünüyordu. Ancak o, motorların gürültüsü ve rüzgârın sesi arasında bu önyargıları geride bıraktı.
Gökçen 1938'de Balkan devletlerinin davetlisi olarak, uçağıyla Balkan turu yaptı. Türkiye'ye dönüşünün ardından Türk Hava Kurumu Türkkuşu'na "Başöğretmen " tayin edildi ve 1955'e kadar bu görevini başarıyla sürdürdü.
1953 ve 1959'da davet üzerine ABD'ye giden Sabiha Gökçen, Türk toplumu ve Türk kadınını tanıttı. 1991 yılında Uluslararası Havacılık Federasyonu Altın Madalyası’nı aldı..
1996 yılında Amerika’da düzenlenen Kartallar Toplantısı’nda “ “Dünya Havacılık Tarihine Adını Yazdıran 20 Havacı”dan biri seçilen Sabiha Gökçen, bu ödüle layık görülen ilk ve tek kadın havacı oldu.
Son uçuşunu 1996'da 83 yaşında iken Fransız pilot Daniel Acton eşliğinde Falcon 2000 uçağıyla yaptı.
Sabiha Gökçen'in Dünya'nın Tüm Kadınlarına Mirası
Bugün İstanbul’daki Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı onun adını taşıyor. Bu yalnızca bir isim değil; bir miras, dünyanın dört bir yanındaki kadınlar için bir hatıra ve bitmeyen bir ilham.
Sabiha Gökçen’in her uçuşu yalnızca bir görev değildi; kadınların gücünü, cesaretini ve kararlılığını gökyüzüne yazan bir mesajdı.
Nene Hatunlar, Kara Fatmalar, Şerife Bacılar, Halide Edipler yetiştirmiş bu toprakların bağrından doğan Cumhuriyet’in bir evladı olarak göklere yükselirken, kullandığı her uçak yalnızca semada çizilen bir rota değil, tarih boyunca dünyanın dört bir yanında türlü zorluklara göğüs germiş tüm kahraman kadınlara gönderilmiş sessiz bir saygı duruşuydu.
Aynı zamanda dünyanın neresinde olursa olsun bir kız çocuğunu, bir kadını daha büyük hayaller kurmaya çağıran bir davetti.
Sabiha Gökçen yalnızca bir pilot değildi.
O, bir hayalin gökyüzüne yükselişi ve bir mesajdı:
“Kadınlara özgürlüklerini verirseniz, gökleri fethederler.”